15 Eylül 2013 Pazar

zaman: 9/15/2013 01:30:00 ÖÖ 1 yorum


çünkü O huzur kaynağı...

8 Eylül 2013 Pazar

zaman: 9/08/2013 06:34:00 ÖS 0 yorum
Söylemek istediğim çok şey oluyor. Özellikle haykıra haykıra suratınıza doğru.
Sonra düşünüyorum, bu sizi değiştirmeyecek. İlk anda kendinize olan algınızı sorgulatacak ama hemen sonra egonuz devreye girecek benim ya da başkalarının olumsuzluklarını düşünerek kendizi yüceltmeye başlayacaksınız. Ama sen de şunu yaptın, o da şunu yaptı. Sonra söylediklerimin kalp kırmak ya da kızdırmaktan başka bir anlamı kalmayacak. Aslında ben doğrudan ya da dolaylı ne söylüyorsam sizle ilgili değiştirebilmeniz için. Farketmiyorsanız fark etmeniz için, zaten farkındaysanız bizim de fark ettiğimizi görmeniz için... Yoksa hiçbir şey değişmeyecekse söylemenin anlamı da yok.
Heh işte tam bu yüzden susuyorum.
Biliyorum ki değişmeyeceksiniz.

Bencil, düşüncesiz, samimiyetsiz olmaya devam edeceksiniz.


26 Ağustos 2013 Pazartesi

zaman: 8/26/2013 11:13:00 ÖS 0 yorum
Bir şey sürekli sürekli karşıma çıkıyorsa onun imtihanım olduğunu düşünüyorum ve onu halledemedikce de karşıma çıkmaya devam edeceğini biliyorum.. 
Sadece bazı şeyleri yenmek o kadar da kolay olmuyor…

14 Temmuz 2013 Pazar

zaman: 7/14/2013 01:27:00 ÖS 0 yorum
Şuraya yazacağım 234567890 tane kelimenin özü şu olacak, o yüzden uzatmayacağım.



M U T S U Z U M

3 Temmuz 2013 Çarşamba

iş hayatı

zaman: 7/03/2013 11:07:00 ÖS 0 yorum
Bırak yazı yazmayı, iç sesimi dinlemeyeli uzuun zaman oldu.
İş hayatı yoruyor...

6 Mayıs 2013 Pazartesi

zaman: 5/06/2013 09:49:00 ÖS 0 yorum
Artık aklımı ne kadar "adalet" ve "ceza & ödül" kavramlarıyla bozmuşsam, yaşanılan her şeyin bir ceza ya da ödül olduğunu düşünüyorum. Birinin veya benim başıma bir şey geldiğinde ne oldu da bunu hakkettik diyorum mesela. Tabi bu sorunun cevabını çoğu zaman bilemiyorsun, net olarak  da hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Bir laf var "karma is a bitch" diye ama bazı insanlar öyle şeyler yaşıyorlar ki ulan bunu hak etmiş olamaz ya diyoruz, bazen de karaktersiz, kötü insanlar için bu mutluluğu haketmiyordu diyoruz -çoğu sonunda üzülüyor zaten-
Tabi evrenin, Allahın, doğanın adalet sistemi bizim zihnimizdeki ve toplumda uydurduğumuz adalet sisteminden çok farklı sanırım.
İşin paradoksal bir yanı da var;
Sevmediğimiz, gerçekten kötü olduğunu düşündüğümüz insanlar eninde sonunda üzülüyor ama sonra bakıyoruz ki bizim de üzüldüğümüz çok şey var. İşte bu noktada o kişinin anlık yaşadıklarına değil de tüm hayatına bakıyorum mesela ben.. 

Sürekli iyi biri olmaya çalışan benim; üzüntülü, acılı anlarım oldu evet, ama hayatımın minik bir bölümünü kapsıyorlar. Zaten biz buna "tecrübe" diyoruz.
Bir de bazıları var, bakıyorum da hayatlarındaki gülümseme ve "gerçekten" mutlu olduğu anlar benim mutsuzluğumun boyutu kadar.. işte o zaman evet diyorum nasıl işlediğini bilmesem de bir adalet var..

Olsun da zaten...

28 Nisan 2013 Pazar

zaman: 4/28/2013 10:07:00 ÖS 0 yorum


Bugünün anısına;

16 Nisan 2013 Salı

zaman: 4/16/2013 10:41:00 ÖÖ 0 yorum
      İnsanlar ile hayatın sundukları arasında ciddi uyumsuzluk olduğunu düşünen tek ben olamam herhalde. Çok garip bir durum bu. İnsanoğlu hayal gücü yüksek, her şeyi isteme potansiyeline sahip, her şeyi kontrol etme dürtüsü içinde bir varlık iken hayat / dünya ise kendi kuralları olan, senin talep ve isteklerinle çok da ilgilenmeyen, hayal gücüyle değil tamamen realiyetle ilerleyen bir düzen. İşte tam bu noktada insandan daha güçlü olan hayatın kontrolüne yenik düşünüyoruz. Çünkü o bizim neyi arzuladığımız ve istediğimize bakmıyor, gözümüzün yaşına da. Ama buradaki en ironik durum ise bizim her şeye rağmen istemekten vazgeçmiyor oluşumuz. İstemenin yanında onu gerçekleştirmeye çalışıyor oluşumuzun, emeğimizin, çabamızın da yeri yurdu olmuyor çoğu zaman.

Hayat, sen küçük bir çocuk gibi mızmızlanır, ağlanırken ne istediğine bakmadan seni elinden tutup sürükleyen bir ebeveyn gibi değil mi sizce de?

Ve biz ebevynimizin tokatlarına, sarsmalarına aldırmadan hala her şeyi isteyen küçük çocuklar gibiyiz.

17 Şubat 2013 Pazar

zaman: 2/17/2013 12:24:00 ÖÖ 0 yorum
Gerçekten Allah'ın / Tanrı'nın merhameti sonsuz. Ben onun yerinde olsaydım bu insanoğlunu defalarca yerle bir edip yok etmiştim..
Hep düşünürüm, insanoğlunun haline bakıp üzülüyor mudur acaba?
Bu kadar iyi duyguları verdiği bir canlının bu kadar merhametsiz, vicdansız olması ne kadar kötü diye düşünüyordur, eminim.

İyi ki cehennem var diyorum bazen. Bazıları fazlasıyla hakediyor çünkü...

16 Şubat 2013 Cumartesi

zaman: 2/16/2013 05:15:00 ÖS 0 yorum
     Önceleri bir şeylerimi yazmaktan, ifşa etmekten hoşlanırdım. Tabi bunda sosyal medyanın etkisi büyüktür. Fakat artık yavaş yavaş kendi kabuğuma çekilip, yaşadıklarımı içimde saklayıp oraya buraya yazmama arzusu taşıyorum. Baksanıza en son aralıkta yazmışım mesela..
Kendimi ne kadar çok anlatırsam o kadar çok tanınacakmışım gibi hissediyorum. O kadar çok içim bilinecek.. Çünkü zamanında sevenleri olduğu gibi nefret edenleri de bol biriydim. Biraz çıkıntı, farklı bir insanım, biliyorum. Dili sert, yüreği yumuşak. Ne kadar çok açılırsanız o kadar çok tanırırsınız ve ne kadar çok tanınırsanız insanlar sizin hakkınızda yargı ve yorum yapmaya o kadar çok yüz bulur. İşte tam da bu yüzden ben artık hayatımda neler olup bittiğine dair, neler yaşadığım ya da hissediğime dair bir şeyler yazmayı bıraktım. Zorlamadım ama kendimi, yazasım gelmiyor.
Şu satırları bile nasıl bir ittirmeyle yazdım anlatamam..
Zaten iş hayatı beni o kadar çok yoruyor ki, kendimle ilgili şeylerde daha da üşengeç oluyorum artık.

Sürekli bir köşeye kıvrılıyım kıpırdamadan yatıyım istiyorum. Bünyemde huzur hissi çok azaldı bu aralar..
Her şey genel olarak güzel gidiyor o ayrı. İş hayatına adım attığım şu 2 buçuk ay hem çok yorucu hem de çok motiveli geçti. Yaptığım işlerin farkedilip övülmesi beni besleyen en önemli şey herhalde.
Bir de ben kendimi paralayarak yaparım ne yapacaksam. Üstün körü, yapıyım bitsin'cilerden değilimdir. Hem çabuk hem detaycı olarak yürütürüm işlerimi. Bu yüzden alıyorum övgüleri, biliyorum. Şükürler olsun.
Bir de sevdiğim adam ve ben iş hayatımızı daha ilerletip, seviyeyi bir tık attırdık mı artık evlenelim diyoruz. Evlilik zaten 1 yıldır gündemde de, şartlar işte... Mesela annem her hafta en az 1-2 şey alıyor çeyiz adı altında bize (:

Şükretmem gereken çok şey olduğunu biliyorum. Sayıp ne nazar değdirmek isterim, ne de amma egoistmiş denilsin.. Bak yine başa döndü konu... Ben susayım, sadece her şeyin güzel gittiği bilinsin...


 

Katze Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos