25 Mart 2010 Perşembe

aldatılmak

zaman: 3/25/2010 09:39:00 ÖS 1 yorum
Aldatılmak sevgilinin aynı zamanda başka biriyle olması demek değildir aslında. Sevgilinin, dostunun veya arkadaşının sandığından, zannettiğinden başka birisi çıkması da aldatılmaktır. senin zannetmenin dışında sana sunduğu benliğinin rol, yalan olmasıdır. geçirdiğiniz onca zamana, verdiğiniz tüm emek ve vefalara yapılmış bir hıyanet sonucu da kullanılmalıdır bence bu tabir. Verdiği sözlerin uçup gitmesi, söyledikleriyle "gerçekten" olduğu arasındaki fark sonucu hissedilen duygudur aldatılmak.. Aldatmıştır seni olmayan, olamadığı gerçeklerle...

25 Şubat 2010 Perşembe

tam

zaman: 2/25/2010 12:19:00 ÖÖ 0 yorum
hayatta birçok şeyinin olması istediklerinin gerçek olduğu anlamına gelmiyor.. bunları anlatamıyorum işte.. bir okulda okuyor olmam değil söz konusu.. istediğim okulda, istediğim şehirde olamamam problem.. birçok şey yapabiliyorum evet ama istediklerimi yapamıyorum.. bir konsere gitsem de asıl istediğim konser olmuyor mesela.. sanki her şeyin muadilini alıyormuşum, yaşıyormuşum gibi.. cok farklı bir duygu bu.. olmak istediğimin muadiliyim, bir benzeri.. kimi noktada yakın kimi noktada uzak, ama asla tam o olamadım.. bir yerlerdeyim evet ama tam olarak istediğim yerde değilim ben!!!

23 Şubat 2010 Salı

dünyayı bağışlamak..

zaman: 2/23/2010 08:20:00 ÖS 0 yorum
dünyayı ve sana yaptıklarını bağışlamak zorundasın çünkü hiçbir zaman ona küs kalamazsın.. onunla yaşamaya, onun içinde yaşamaya mecbursun ta ki ölümün sana geleceği o şanslı güne kadar. hiçbir zaman kendimi tamamen dünyaya ait hissedemedim.. sanırım aramda doğduğumdan beri süre gelen bir çatışma hakim.. ben onun sürekli böyle olmasından ve aynı bayat problemleri önüme getirmesinden sıkılmış durumdayım ve bana yeni, güzel şeyler sunmuyor artık, sanırım ona küs olduğumdan gerek.. bağışla onu.. rahat bırak.. sana güzel şeyler göndermesine izin ver evrenin diyor yoga hocam.. benim ise çakralarım sıkı kilitler altında.. ondan hiçbir isteğim yok artık.. sadece beni rahat bıraksın...

4 Şubat 2010 Perşembe

hayat.

zaman: 2/04/2010 02:12:00 ÖÖ 0 yorum
Hayat ve yaşattığı acılar aslında çok bilindik olsalar gerek.. farklı yollardan, farklı suretlerden kaynaklansalarda sorunların hepsinin öğretileri, acıları aynı.. gözyaşlarımızın tatlarının aynı olduğu gibi.. sadece kimimiz dha da güçlenirken kimimiz yıkılıyoruz.. kimimiz cok şey öğrenirken kimimiz sadece acısıyla kalıyoruz ama aslında hayatın oyunlarının artık modası geçmiş gibi..
hayat olgunlaştırdıkca oyunları tanıyoruz.. ders alabildikce güçleniyoruz.. yeniyoruz.. yine her şeyde olduğu gibi iş bizde bitiyor...

insanlar..

zaman: 2/04/2010 12:51:00 ÖÖ 0 yorum
insanlar bana artık cok tuhaf geliyorlar.. davranışlarının altında yatan düşünceleri analiz etmekte bile zorlanır oldum. çok gülünç, trajik şeyler yapıyorlar.. kendi kaderlerini kendileri belirliyorlar. kendileri yaparken iyi hoş başkaları yapınca tonlarca küfür ediyorlar. her zaman kendileri haklı, diğerlerini haksız cıkartmaya calışıyorlar.. hep bir önde olmaya calışmak söz konusu.. hatta öyle ki en olabilmek için insan harcıyorlar, dostluk harcıyorlar. empati kurmak bir yana anlayış kavramları coktan zedelenmiş ve sorsanız herkese, karşısındaki suçludur.. yanlıştır. ziyandır.. hep incinen aslında ''ben'' liğimizdir.. herkesin bir benliği olduğuna göre aslında herkes kendinin incindiğini düşünür...

22 Ocak 2010 Cuma

...

zaman: 1/22/2010 12:12:00 ÖÖ 0 yorum
Dünya daha yaşanabilir olabilirdi belki insanlar her şeyin kökenine kendilerini değil de mantıklarını koysalardı eğer...
Biraz olsun kendilerinden çıkmayı başarabilseler...

20 Aralık 2009 Pazar

ötekileşmek

zaman: 12/20/2009 12:15:00 ÖÖ 0 yorum
Büyümek istemiyorum adeta.. kendimin değişmesini.. ben hep cocuk yüreğimle, yarım aklımla kalmak istiyorum. masumane sevgilerimle, tek başıma oynadığım oyunlarımla.. değiştikçe ardıma bakıp tanıyamıyorum kendimi... KİMLEŞİYORUM ben? bu sefer hangi aylin olacağım..davranışlarımı, duygularımı yadırgıyorum adeta. dünyayı.. hayatın hızını.. değişimleri.. dönüşümleri.. daha birine alışmadan öteki olmak yoruyor insanı. ve ben hep ötekileşiyorum..

7 Aralık 2009 Pazartesi

sorumluluklar..

zaman: 12/07/2009 05:04:00 ÖS 0 yorum
Sorumluluklardan kaçmanın bir yolu yok mudur? Dahası sorumlulukların olmadığı bir yer var mıdır?
Sürekli bir koşuşturmacanın içerisine hapsolmuş, bir şeyler yapmaya calışmakta ve neredeyse her şeyi eksik noktalandırmaktayız. ne vakit ne de istek bizden yana değil ve sürekli bir şeyler yapma zorunluluğunun içerisinde boğulmaktayız...

25 Kasım 2009 Çarşamba

hayaller

zaman: 11/25/2009 08:07:00 ÖS 0 yorum
Delik deşik hayallere sığınmış biri haline dönüşmüş bir kimlik aslında bu benimkisi. uçsuz bucaksızlığını yitirmş hayaller bunlar artık. kıyıdan köşeden toplanmış birbirine yapıştırılmış hayaller.. gerçekleşeceğinden medet ummayı kesmiş kim bilir belki olurcu bir yaklaşımla kurulmuşlar. Dünya soğuk ve gaddar hayaller için. hayat acımasız.. bir bıcak darbesiyle yırtıp atabilir bütün kurulanları. Renkleri solmuş bir resim portresi şimdi hayaller.. yağmur gibi akan gözyaşların renkleri birbirine bulandırdığı bir portre. susmuş bir şeyler anlatmayı kesmiş.. soluklaşmış. bulanıklaşmış. anlamlarını yitirmiş.. Buruşmuş bir kağıt parçası şimdi artık. buz gibi ellerimin buruşturduğu. yazıların birbirinin üzerine cıktığı silikleşmiş yazılar.. Okunaklığı yitmiş. Artık daha sessiz.. daha çağresiz.. şimdi susma zamanı gelmiş.. çoktan susulmuş.

genç

zaman: 11/25/2009 08:06:00 ÖS 0 yorum
Yorgunluğun dibine vurulmuş bir gün daha. Gencecik bedeninin altında yatan yaşlı kadını dinlemeye koyulmuş bir halde. Küçük masalımsı hikayeler içerisinde kaybolmuş şimdi. hayatın nasıl olduğunu kestirememiş kücük bir kız cocuğuyla hayatın silsilelerini yemiş yaşlı bir kadının birleşiminden meydana gelmiş bir beden. koskoca iki uç arasında uçuşup duran bir çift kanat. Anlamsız gelen nice eylemler ve yapmak zorunda oldukları.. masalları dinlemeyi kesip gerçek hayatı dinlemeye koyulmuş bir genç.. Hayat cok sesli.. her sesi duymaya calışan bir çift kulak simdi.

17 Ekim 2009 Cumartesi

parmak izleri..

zaman: 10/17/2009 11:33:00 ÖS 0 yorum
Çok değişik aslında hayatın bizi şekillendirmesi.. Annesinin kızı olmak.. Toplumun hamurumuzu şekile sokması.. kendin olamamak.. Annenin öğretileri.. herkesin seni kendi istekleri doğrultusunda büyütmesi ve bir süre sonra her şeye rest çekip kendin olabilmek. hiçbir zaman kendi seçeneklerimizle yaşamadık ki biz. hiçbir zaman hayatımızda yalnız olamadık. varoldular hep sana uzanan eller.. artık üzerimiz parmak izi dolu..

4 Ekim 2009 Pazar

carpe diem

zaman: 10/04/2009 12:34:00 ÖÖ 0 yorum
Her şeyi düzene koymaya çalışmakla hata yaptığımızı farkettim ben. Daha en başından hatalı başlamışız bu hayatı yaşamaya. Bir şeylerin sürekli düzenli olacağını zannetmekle yanlış adımı atmışız. Her şeyi düzene koymanın imkansızlığını artık yavaş yavaş farkediyorum çünkü bu dünyada hiçbir şey tam olarak senin yaratmalarınla oluşmuyor. Kader denilen bir şey var ve insanlar senin hayatına milyonlarca etkide bulunuyor sen istemeden. Bu hayatı yalnız yaşamıyoruz. Yalnız kimse yok aslında. Herkesin hayatında başka başka parmaklar var. Başka etkenleri farketmemle ve düzen sevdamdan vazgeçmemle ''carpe diem'' i meydana getiriyorum. artık anımı değerlendiriyor o an yapabileceğimin en iyisini yapmaya calışıyorum. düzen yok. gelecek kaygısı yok. An şu an. ve ben suan parmaklarımı hissediyorum klavyenin yüzünü yalayan.. sadece en iyisini yazmaya calışıyorum.. sonunu nasıl bitireceğimi düşünmeden.. elbet bir son gelecek.. şimdiki gibi..

13 Eylül 2009 Pazar

şarkı

zaman: 9/13/2009 09:58:00 ÖS 0 yorum
Bir şarkı söyle bana ve hayatın gaddar olmadığına inandır beni. tonlarca canı yanan canlının acılarını dindir. dünya güzel.. güzel değil..

gelecek

zaman: 9/13/2009 09:53:00 ÖS 0 yorum
Gelecekten korkuyorum adeta.. gelecek olan şeylerden.. kontrol etme mekanizmasının bir oyunu bu belki de. ne olacağını bilememek korkutuyor insanı. Kurduğun bütün planların gerçekleşmez ise ne olacak? Hayatın sana neler yaşatacağını bilmeden tüketiyoruz günleri. gelecek hakkında tonlarca yorum ve planlar yapıyoruz ve biz hala geleceğimizde neler olacak bilmiyoruz. Keşke bir kukla gibi yönetebilsek geleceği..


28 Ağustos 2009 Cuma

?

zaman: 8/28/2009 03:02:00 ÖS 0 yorum

bazen bir fotograf bile yeter..

20 Ağustos 2009 Perşembe

istekler ve beklemek

zaman: 8/20/2009 11:36:00 ÖS 0 yorum
isteklerim olmuyor diye ne yapmalıyım?

İsyan ettim olmadı başka seçenekler arıyorum. beklemedeyim.

dünya

zaman: 8/20/2009 05:29:00 ÖS 0 yorum
dünyanı küçük tutarsan sadece sana ait olur.
koskoca dünyalardan vazgeçtim ben.. sırf bu yüzden..




19 Ağustos 2009 Çarşamba

eskiler

zaman: 8/19/2009 06:30:00 ÖS 0 yorum
Uğruna birçok şey yaptığınız şeyler artık yok mu? Bir zamanlar her şeyden ayrı tuttuğunuz dostunuz, sevgiliniz, hobiniz daha birçok şey.. Eğer artık yoklarsa sizde zaman ve hayattan nasibini almışlardansınızdır. Eski siz değilsinizdir. Eskiler sizin değildir. Siz eski değilsinizdir. Eskiler gitmiştir. Hoşçakalsınlar.

30 Temmuz 2009 Perşembe

Aşk

zaman: 7/30/2009 10:11:00 ÖS 1 yorum
Aşk çok başka bir şey aslında. çok başka bir hissiyat.. farklı bir aidiyetlik.. Yıllarca hiç tanımadığın birinin gelip senin hayatında en baş köşeye oturması.. Bir anda her şey olabilmek. Dost olurken yılların geçmesine ihtiyac duyulurken birkaç ayda birini hayatının odak noktası, en değerli varlığı yapabilmek. Aşkın gücü mü demek lazım buna. Yanlış olup olmadığına aldırmadan, egonu bir kenara bırakarak, yapmam dediğiniz şeyleri yaparak bir ilişki yürütüyorsanız aşktır işte bu. Kör olduğunuzu kabul ettiğiniz dönem. O an size en doğru gelen kişiyle, en doğru ve en güzel şeyleri yaşamak.. Enler dünyası onunla kurulu artık. Dünyanızın çekirdeği o. Size hayatı daha anlamlı kıldıran kişi. Bir zamanlar lanet ettiğiniz dünyaya iyiki gelmişim dedirten üstüne üstlük dünyayı daha da güzel görmenize neden olan varlık. Hiçbir zaman gitmeyecek, hiçbir zaman bitmeyecekmiş gibi.


Hiç bitme sevgilim.. ''C''


Saygı

zaman: 7/30/2009 10:03:00 ÖS 0 yorum
Saygıyı yitirdin mi olmaz bu işler. ne dostluk ne aşk meşk. Her şeyin bir ilerleyiş kuralı var ise saygı duymak en başa oturmalı bence. Karşındakinin her şeyi sana yanlış gelse bile. Bir de zorundaymış gibi hissetmemeliyiz birilerini sevmek için. Herkesle dost olunmaz ama önemli olan şey burada saygı duyabilmek.. O kadar yitirilmiş bir duygu ki aslında. Karşındakini sana uymuyor diye dışlamak.. Birini sevmediğinde saygısızlaşmak.. Neden insanlar başkalarının kalbini kırmaktan zevk alır ki. Neden birilerini ezme ihtiyacı duyarlar? Neden karşısındakinin taşıdığı bütün düşüncelere rağmen birey olduğu için saygı duyamayız.. Hayat zor.. İnsanlar daha zor..
İnsanlaşmaktan uzaklaşıyoruz..
 

Katze Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos