30 Eylül 2008 Salı
Pembedeki siyahlıklar.
Her yer ve her şey pembe değil inanın. Renklerse mevzu bahis en mutlu anında bile bir gölge gibi olan siyah o pespembe ortamı bozabilmeye yetiyor. Bazı siyahlar pembeyi örtemese de küçük karartılar yaratıyorlar. Bu ruh halini aslında her ortamda yaşıyoruz. Bir dönün izleyin hayatınızın o film karelerini. Ortam, kıyafet, ruh haliniz, siz, karşınızdakiler hepsi eksiksiz mükemmel olabildiler mi hiçbir zaman. İşte bu düşünce bize iyiyle kötünün birbirinden asla ayrılamayacağını vurguluyor. Ama bazen hani her şey süper olacak düşüncesine kendini inandırıpta bile bile her şeyi pembe görme isteğiyle izlemeye başladığınızda ve üzerinde görmek istemesenizde gözünüze çarpan o küçük lekecikler sizi üzüvermiyor mu? Halbuki bilmiyor muyuz onlar hep varlar ve varolacaklar. İşte düşlemeye başlarken, hayal dünyasına girerken, geleceği düşünceye indirgeyip olacakları olmadan varederken kapıda mantığımızı bırakmak böyle bir şey. Bir kere de hayallerinizi mantık çerçevesinde düşünsenize. Ne kadar da sınırlılar. Halbuki biz uçsuz bucaksız hayalleri seviyoruz. İmkansız olabilitesi olanlar, daha pembe gelenlerden üretiyoruz hep. Bu bizi bir nebze siyahlardan uzaklaştırdığı için keyifleniyoruz. Ama yine ve yine siyahlarla karşılacağız. Mantığınızla bir bakın kurduğunuz o pembe düşüncelerin üzerlerine tekrar. Siyahlıklar, lekeler var değil mi? Elbet ya görecek ya yaşayacaksınız.
20 Eylül 2008 Cumartesi
Dip
Büyük bir boşlukta gibiyim. Kimse ulaşamıyor buraya. İnişi yolunu falan da göstermiyorum. Burada yalnızlığımla barınmak istedim. Biraz hayattan uzaklaşmak pahasına girdiğim bu yer aslında hayatın en azılı girdaplarından biriymiş meğerse. Ben ve kendim. Buradayız. Duyduğum birkaç seste kendi sesimin yansıması zaten. Duygular aslında ne kadar zor barınırmış gerçekten hissedeceksen eğer. Yalandan hissedildiği zannedilenlerden bahsemiyorum ben. Has, hissedildiğinde insanı iliklerine kadar sarsanlardan söz ediyorum. Hani sizin bir türlü hissedemediğiniz türden olanlardan. Basit değil o duyguyu barındırmak tabi. Kim ister ki tüm gününü hatta haftalarını etkileyebilecek bir şeyi. Herkes günlük yaşarken tüm her şeyini, kalıcı olup hayatta değişimlere yol açan duyguyu kim ne yapsın. Anca bizim gibi her duyguyu zerresinde hisseden aptallar (!) bu duygu seline kapılıp tüm günlerini onun tutsağında geçirirler. Diğerleri hiçbir şey yokmuş gibi yoluna devam eder onlara sahte üzücü duygular hissettirenlere de kısa bir süre sonra sıcak duygular besleyebilirler ama bizim gibiler o duyguyu senelerce barındırırlar sımsıcak bir şekilde.. İşte bu yüzden her duygu günümüze anlamlar katar bizim. Daha farklı kılar sıradan insanlardan bizi. Çünkü biz acıyı bile dibine kadar yaşar dibe batarız.. Dipteyim.. Ya sen?
17 Eylül 2008 Çarşamba
Hatalar..
Her şeyi, herkesi saçma bulup saçma anlamlar yüklüyorum birçok eyleme. İşte bu dönemlerimde kendimden bile haz alamıyorum. Kabul edemiyorum hataları ve yanlışları. Halbuki insanoğlu hatalarıyla ve doğrularıyla birlikte değil midir ya da hatalar bizi koskocaman insanlar yapmaz mı. Yine de hıyanet edip, tiksiniyorum.
losing belief
İnançsızlığın can yakıcı bir duygu olduğunu olayların bana edindirdiği edinimlerden cok daha rahat kavrayabiliyorum artık. Hiçbir eylem gerçekleştirmiyorum o duygu gelince ruhuma. Zaten yapabileceğim her eylemi geçersiz kılabilecek denli kötü bir duygu. Çünkü herbir isteğim yokoluyor onun yolunda. İnanmadığın bir şeyi gerçekleştirmenin manası ne olabilir ki? Nasıl inanabilirm tekrar insanoğluna..?
12 Eylül 2008 Cuma
yarım kalmş ruh..
Bedeni, beyni geç ruhum yoruldu benim. Ruhumu yordunuz. Çabalayarak boğuldum ben. Doğru yolda ilerlerken yanlış dalgalar attı dibe beni. Hakedip haketmediğimi bilemiyorum ama tükendiğim ve nefesimin son demlerine geldiğimi farkedebiliyorum.Büyük büyük deliklerle örülü yüreciğimin her yeri. Herbir hatanın, her hata olan varlığın attığı bi çentik sonucu tonlarca deliğim var benim. Kapatamadığım. Kapanmasının nasıl olacaını bilmediğim delikler..
Herkes doğru da ben mi yanlışım yoksa herkes o kadar yanlış olmuş ki doğru olmak mı hata sayılmış. Susun artık benim dilimden konşmuyorsunz hatalarınız yara açıyor görmüorsnz görebildiklerinizi önemsemiyorsunuz. siz ve sizin egolarınız benliğiniz gözlerinizi bağlamış başka bedenlerdeki yaraları takmıyorsunuz.. Ve ben yine kendime kızıyorum en cok. sizin sevginize muhtaç olduğum için. bir bedene tutsak olduğum için. bir erkeğin kokusunu özlediğim, sevginin o sıcaklığını özlediğim için.. Nede cok şey demek benim içn halbuki bir ten kokusu o tendeki sıcaklık, onun sewgisinde kaybolmak... anlayamıorsunuz işte. sizin oyunlarınızdaki duygularla eş değer deil bu duygular. tadamıyorsunuz artık her şeyiniz sahte olmuş sizin. bilemiyorsunuz onun verdiği hazzı ve sizin cahilliğiniz benide o duygulardan alıkoyuyor. Zawallıyız. siz sahte olduğunz için ben ise size muhtaç olduğum için...
Bütün bir ömrümü yalnız sevgi vererek geçirebilirdm ama sizin vermeye pek deil hiç vaktiniz olmadı.
Herkes doğru da ben mi yanlışım yoksa herkes o kadar yanlış olmuş ki doğru olmak mı hata sayılmış. Susun artık benim dilimden konşmuyorsunz hatalarınız yara açıyor görmüorsnz görebildiklerinizi önemsemiyorsunuz. siz ve sizin egolarınız benliğiniz gözlerinizi bağlamış başka bedenlerdeki yaraları takmıyorsunuz.. Ve ben yine kendime kızıyorum en cok. sizin sevginize muhtaç olduğum için. bir bedene tutsak olduğum için. bir erkeğin kokusunu özlediğim, sevginin o sıcaklığını özlediğim için.. Nede cok şey demek benim içn halbuki bir ten kokusu o tendeki sıcaklık, onun sewgisinde kaybolmak... anlayamıorsunuz işte. sizin oyunlarınızdaki duygularla eş değer deil bu duygular. tadamıyorsunuz artık her şeyiniz sahte olmuş sizin. bilemiyorsunuz onun verdiği hazzı ve sizin cahilliğiniz benide o duygulardan alıkoyuyor. Zawallıyız. siz sahte olduğunz için ben ise size muhtaç olduğum için...
Bütün bir ömrümü yalnız sevgi vererek geçirebilirdm ama sizin vermeye pek deil hiç vaktiniz olmadı.
31 Ağustos 2008 Pazar
heyecan.
özlemişim bu duyguları
ah kalbim atıor ve heyecanlanıyorum
yaşasın.
ama zorlu bi olay beni bekliyor.
ah kalbim atıor ve heyecanlanıyorum
yaşasın.
ama zorlu bi olay beni bekliyor.
güneş ışını..
Birçok şeyin yolunda gidişine rağmen hayatında bazı as şeyler eksik olduğu zaman sanki her şey bozukmuşcasına somurtarak geziyorsun. Sanki hayatta her şey cok kötüymüş gibi.. Benimde hayatımdaki birçok güzelliğe rağmen eksik olan sevgi duygusu karanlık yağmur bulutları gibi güneşimin önüne geçip tüm dünyamı karartıyor. Gerçek dünyadaki gibi rüzgar falan da nafile. gitmez onlar bana ışık saçan biri yüreğime dokunmadıkca.. Sıcak bir tene hasretken bu kdr, yağmurdan başka bir şey beklenemez dünyamda. Sıkıca sarılmak.. Kokusunu çekmek sewginin tüm ciğerlerine. Bir anne şevkati kadar içten bir dost yakınlığı kadar sıcak bir sarılmaya muhtacım sevdiğim sevildiğim tarafından ama o kara bulutlardan güneşimi göremiyorum daha doğrusu güneşim parıldamıyor daha.. hangi yönde olduğunu göremiyor çözemiyorum.. bekliyorum.. bir ışık süzmesi gelsin delsin o bulutları gözbebeklerime çarpsın. onun sıcaklığında kurusun gözyaşım ve gözbebeklerim onun farkına varsın...
30 Ağustos 2008 Cumartesi
Kırbaç darbeleri..
Milyonlarca kalp çarpıor şuan can acısından ya da mutluluktan. tonlarca duygu hissediliyor tam suan yüreklerde.. Mesela bizde yas var. üzüntü var. çağresizlik var. arayış var...
Türlü türlü acılar yüklenmiş bedenimize. Eskilerin izleri silikleşmeye başlamadan yenilerinin eklendiği zamanlar dayanılmaz bir acı halini alırken bunları yaşamak zorunda oluşumuz, o mecburiyet hissi insana yaşadığı acının bitmeyecek en azından bitip tekrar başlayacak olduğunu anlatıyor. bu gerçeği kırbaç darbeleri gibi tüm sırtımızda yük şeklinde hissediyoruz ve biz bize biçilen ömrü yaşamaya mecbur kılındık. Yaralarımız kabuk bağlaya bağlaya nasır tutarak büyüyeceğiz. böyle tükenecek yıllarımız. Mutluluklar sargılarımız olurken sargı üzerinden bile kırbaç yiyeceğiz. Kanayacak daha toy incecik tutmuş olan kabuklar ve işte biz böyle tükeneceğiz..
Türlü türlü acılar yüklenmiş bedenimize. Eskilerin izleri silikleşmeye başlamadan yenilerinin eklendiği zamanlar dayanılmaz bir acı halini alırken bunları yaşamak zorunda oluşumuz, o mecburiyet hissi insana yaşadığı acının bitmeyecek en azından bitip tekrar başlayacak olduğunu anlatıyor. bu gerçeği kırbaç darbeleri gibi tüm sırtımızda yük şeklinde hissediyoruz ve biz bize biçilen ömrü yaşamaya mecbur kılındık. Yaralarımız kabuk bağlaya bağlaya nasır tutarak büyüyeceğiz. böyle tükenecek yıllarımız. Mutluluklar sargılarımız olurken sargı üzerinden bile kırbaç yiyeceğiz. Kanayacak daha toy incecik tutmuş olan kabuklar ve işte biz böyle tükeneceğiz..
29 Ağustos 2008 Cuma
Sakinlik..
Yenileniyor gibi duygularım. Daha durgunlaştı sanki. Artık daha sakince yaklaşıyor her şeye. Ee tabi duyarsızlaşma artık son evrelerinde. Amma velakin takılacak bir şey olmayınca eski şeylere gidiş-gelişler de söz konusu olmuyor dersem kendimi de kandırmış olurum bunu okuyanlara yaptığım gibi ama daha iyi kontrol mekanizması geliştirmenin katkısı cok cabuk sıyrılabilmek.. Bir de yepyeni şeyler olmayıp eskilerin üzerine eklenince ister istemez bir alışkanlık söz konusu oluyor. Yani alıştığın bir şey üzerinde yepyeni heyecanlar duymak zor bence. Bir de etraf sakin ben sakin. dinlenmek güzel şey.
17 Ağustos 2008 Pazar
changable sense..
Biraz içimi dökesim vardı direk bloguma koştum. bu yönüyle gerçekten seviyorum burayı bir de kimsenin bilmiyor oluşu daha da tat katıyor. saklıyorum bariz. Şimdi içinde bulunduğum ruh halini adlandıramıyorum yarının doğm günüm oluşunun verdiği heyecan, planlar tutacak mı güsel olacak mı düşüncesinin yarattığı endişeyle birlikte tatilden dönmenin yarattığı burukluk birleşince oraya süper bir ruh hali portresi çıkıyor. bir de bugünün pazar olmasına rağmen evde olmak da cabası gibi bir şey. Fakat bugün yüreğimde hissettiğim kıpraşmaların keyif vermesini de eklemek istedim bir an ve yüzümde gizli ama sıcacık bir tebessüm belirdi.. gamzem beliriverdi o çatık yüzün ardından.. bana bu duyguyu yaşattığın içn tşk ediorm sana burdan ayrıca (: oh be rahatldm diyesim geldi. ne yazdıysam artık bir anda ruh halimi deiştirecek kdr.. bu cümleyi yazarken içimin bana seslenmesini duydum.. sen deil o diyor.. yazıdan deil ondan dolayı.. hahahah diyor kapatıorm..
7 Ağustos 2008 Perşembe
göz pınarları
ağlamaya ihtiyacım var.
ama büyük bir güç ile gözpınarlarıma baskı yapıyorum.
akmayacaksınız.
değmeyen bir şey için hayır diorum.
bastırmaya devam ediyorum..
ama büyük bir güç ile gözpınarlarıma baskı yapıyorum.
akmayacaksınız.
değmeyen bir şey için hayır diorum.
bastırmaya devam ediyorum..
3 Ağustos 2008 Pazar
sorgu..
''Neden insanlar yalan söyler'' düşüncesiyle boğuşuyorum çoğu zamandır. Bulduğum cevaplar mantıklı olsa bile beni tatmin etmiyor daha doğrusu acımı hafifletmiyor. Hayatıma giren bir çok insanı yalan söylediği için hayatımdan dışladım ve söylenilen yalanların manalarının olmaması ayrı bir muallak.. Bomboş bir konuda yalan söylemenin amacının ne olduğunu çözemediğim için hala sorguluyorum o soruyu...
Categories
yalanlar..
2 Ağustos 2008 Cumartesi
Katze's state
Aslında direk bunalımlı bir blogla girmek istemem ama kalkıpta sahte bir mod takılabilecek biri de olduğumu düşünmüyorum. Zaten artık eskisi kadar dipte değilim. Bircok yaramın iyileşmiş olduğu kanısındayım sadece birazcık daha zaman gerekiyor. Şuan fazlasıyla durgunum fakat ruh halimin değişim hızına ben bile akıl sır erdiremiyorum ama genellikle öfke heyecan ve sıkıntı üçgeni içersinde sürdürüyor yaşamını bu aralar ama elbet mutluluk huzur keyif üçgenine geçiş sağlayacağım. Şimdilik o geçiş tünelini arıyorum..
Categories
ruh hali..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
